slider-1

Doğum

Öncesi

Eğitim

slider3

Gebelik

Takibi

suda-dogum

Suda

Doğum

slider4
2feeb75f-f74e-43c5-bdd5-03101270da3f[20001]
9701651a-00fa-4818-8cac-5f8cca990e2a[20015]

Lamaze Felsefesi

Bence doğumda nelerin bebeğiniz ve sizin için iyi olacağından emin olmalısınız. Doğal doğum Lamaze felsefesi size bunları öğretiyor. Yurt dışında sezaryenle doğumların azalmasında, normal doğumların artmasında geçerlik kazanan, dünya sağlık örgütünün de onayladığı bu felsefe 6 bölümden oluşuyor. Doğum için öncelikli 6 uygulamayı savunuyor. Doğum korkusu gittikçe bütün kadınlarımızı esir alacak hale gelmiştir. Artan sezaryen oranları nedeniyle normal doğum riskli bir şey gibi sunulmaya başlanmıştır. Doğumdaki birçok olay abartılmakta, riskler çok fazlaymış gibi gösterilmekte, bu durumda hamilelerde stres ve korkuya neden olmaktadır. Sonuç sezaryen oranlarının artışı.

1.DOĞUM KENDİ BAŞLAMALIDIR

Doğumun nasıl başladığı hala tam olarak açıklığa kavuşmamıştır. Ancak çalışmalar, bebeğin dış dünyada yaşamak için gelişimini tamamladığında, bedeninden bazı maddeler salgıladığı, bunun da annesinde doğumu başlattığı yönündedir. Yani doğum bebeğiniz ve siz tam olarak hazır olunca başlayacaktır. Ancak bazı hastalık durumlarında doğumun başlatılması gerekebilir.

  • ­hipertansiyon
  • ­preeklempsi
  • ­enfeksiyonlar
  • ­erken membran rüptürü (doğum başlamadan suların gelmesi)
  • ­bebekte gelişme geriliği
  • ­gün aşımı, gibi durumlar.

İri bebek sezaryen nedeni midir?

Aslında iri bebek tanısını bebek doğmadan koymak mümkün değildir. Ultrasonografi bu konuda çok da güvenilir değildir. İri bebek denilen bebeklerin yaklaşık %70 kadarının normal ağırlıkta bebekler olduğu bulunmuş. Sağlık bakanlığı da 4000­-4500 gr arası tahmin edilen bebeklerde normal doğum önerilebileceğini söylüyor. Yani iri bebek tanısı tartışılan bir kavramdır ve planlı sezaryen nedeni değildir.

Peki kordon dolanması sezaryen nedeni midir?

Normal doğumlarda bebeğin boynunda kordon dolanmasını çok sık görürüz. (%30 kadar). Bu durum ne doğum için engeldir ne de doğumun erken başlatılması için bir nedendir. Bu durum etkisi doğum sırasındaki rahim kasılmalarıyla bebeğin kal atışlarının bozulmasıdır ki bu durum oluşursa gereken müdahale yapılır.

2.ANNELERE HAREKET ÖZGÜRLÜĞÜ VERİLMELİDİR

Hareketler sayesinde kas ve kemik yapısı bebeğin geçişine daha kolay uyum sağlar. Bir an için ayağınızı burktuğunuzu farz edelim. Yürürken daha az ağrı çekmek için bedeninizi dinlediniz ve en rahat ettiğiniz pozisyonda durmayı tercih ettiniz, dolayısıyla topallayarak yürüdünüz. Doğumda da böyle olur. Bedeniniz size mesajlar gönderir. Kimi zaman yürümek rahatlatır, kimi zaman çömelmek, kimi zaman bir yere asılmak kimi zaman da sallanmak. Yapılan çalışmalarda bir çok kadın hareket etmenin doğumda ağrıyı azalttığını ifade etmiştirler. Ayrıca ayakta yapılan hareketler yer çekiminin de yardımıyla bebeğin aşağı inişine yardım eder.

Hareket özgürlüğü sağlamak doğumların daha kısa sürmesine kasılmaların daha etkili olmasına doğumda konforun daha fazla olmasına ağrı kesici müdahalelere daha az ihtiyaç duyulmasına olanak verir. Sonuç olarak hareket özgürlüğü doğumda hissedilen ağrıyı azaltan en kolay uygulamalardan biridir. Doğal doğum felsefelerinin vazgeçilmez bir öğesidir.

3.DOĞUM YAPAN KADINLARA DUYGUSAL VE FİZİKSEL DESTEK VERİLMELİDİR

Doğumda kadınların en büyük korkularından biri yalnız kalmak veya yalnız bırakılmaktır. Geçmişe baktığımızda bu ihtiyacın çok iyi karşılandığını görürüz. Eskiden doğumlar genellikle evlerde olurdu. Doğum yapan kadından mahalle ya da köy ebesi sorumlu olurdu. Bu kişiler aslında pek çok doğum yapmış ve yaptırmış tecrübeli kişilerdi. Bu kişiler doğum yapan kadını sorgulamadan doğum boyunca yanında olur, ihtiyaçlarını karşılar ve güven ve sevgi verirdi. Tıpkı bir anne şefkati gibi. Diğer kadınlar da doğum yapan kadına destek olmak için orada olurlardı. Ancak 20. yüzyılın başlarından itibaren doğumlar hastanelere taşındı. Artan tıbbi yardımlar sonrası anne bebek ölümleri azaldı. Ama artık kadınlar doğumhanelerde yalnız bırakılmışlardı çünkü ebelerin ilgilenmesi gereken başka hamileler de vardı. Doğum boyunca gebenin başında sürekli duracak bir ebe olması mümkün değildi.

Bu da yeni bir mesleğin oluşmasına yol açtı. DOULA

Nedir bu doula?

Doğum boyunca gebeye duygusal ve fiziksel destek veren kişidir. Bunlar bebekle veya gebeyle ilgili tıbbi kayıtlarla ilgilenmezler, bu işi zaten ebeler yapar. Bazen bir eş, bazen anne, bazen bir arkadaş doğum yardımcısı olabilir.

Peki ne yapar bu doğum yardımcıları tam olarak?

Doğum yardımcınız sizi telkinlerle rahatlatır. Nefesleriniz için yardımcı olur. Sizinle sürekli iletişim halindedir, masajlar yapar, farklı pozisyonlar almanıza yardım eder, imkan varsa suyun rahatlatıcı özelliklerinin kullanmanızı sağlar. İlaç dışı rahatlatıcı teknikleri kullanır ve gebeyi rahatlatır. Kadınların doğumda neyi nasıl yapmaları konusunda duygusuz kelimelerden çok başarabileceklerini vurgulayıcı pozitif şefkatli şeyler duymaya ihtiyacı vardır. Yapılan çalışmalarda birebir destek alan grupta sezaryen oranları daha düşük epidural anestezi isteği daha az vakum ve müdahaleli doğum oranı daha düşük bulunmuş.

4.DOĞUM EYLEMİ BOYUNCA RUTİN MÜDAHALELERDEN KAÇINILMALIDIR

Son 50 yıla baktığımızda tıptaki ilerlemeler, özellikle yüksek riskli hamilelerde ve erken doğumlarda, anne ve bebek rahatına çok önemli katkıda bulunmuştur. Bu müdahalelerin anne ve bebeğin yararına olduğu açıktır. Ancak günümüzde gelinen noktada yüksek riskli­ risksiz ayırımı yapılmadan bu müdahalelerin rutin olarak uygulandığını görüyoruz.

Nedir bu müdahaleler?

  • ­aç bırakma
  • ­epizyotomi
  • ­damar yolu ve serumlar
  • ­sürekli fetal monitorizasyon
  • ­doğumun hızlandırılması
  • ­epidural anestezi

Gerçek tıbbi bir sebep yokken, risksiz hamilelerde istisnasız herkese yapılan rutin müdahaleler faydalı değildir. Hatta bazı uygulamalar doğumun gidişatını bozarak, doğum eylemine negatif etkiler yapabilir. Dolayısıyla doğuma müdahale kararı alırken artıları ve eksileri çok iyi değerlendirilmelidir.

5.DOĞUMDA DOĞAL VE AKTİF IKINMA TEKNİKLERİ TERCİH EDİLMELİDİR

Doğumun tarihine baktığınızda ilk çağlardan günümüze dek kadınların dik pozisyonlarda ve destekle doğum yaptıklarını görüyoruz. Oturma, çömelme, diz dirsek pozisyonu gibi. Yıllar içinde doğum hastanelerde olmaya başladıkça, doğum sırt üstü ve doğum masalarında olmaya başladı çünkü bu pozisyonlar epizyotomi ve vakum gibi müdahalelerin en uygun uygulanabildiği pozisyondu. Yani doktorların rahat ettiği pozisyondu.

Doğumun evreleri nelerdir?

Doğum 3 aşamadan oluşur. 1. aşama rahim kasılmalarının yarattığı baskı ile rahim ağzı bebeğin geçmesine izin verecek kadar açılır. Açılma dönemi en uzun dönemdir. 2. aşamada bebeğin başı doğum kanalından geçer ve anneyle bebek buluşur. Bu dönemde uygun ıkınma teknikleri ile bebeğin inişine yardım etmek gerekir. 3. aşama ise plasentanın çıktığı aşamadır. Ikınma döneminde özellikle yer çekiminin yardımının da kullanıldığı ayakta ve dik pozisyonlar tercih edilmeli, çömelme, destekle oturma ve destekle ayakta durma gibi. Bir çalışmaya göre aktif pozisyondaki doğumlar, sırt üstü yatarak doğum masasındaki doğumlarla kıyaslandığında; 2.dönem daha kısa müdahale oranı daha az epizyotomi oranı daha az daha rahat bebek kalp atışının bozulma ihtimali daha az ancak daha fazla sıyrık olabilir, kan kaybı biraz daha fazla olabilir.

6.DOĞUM SONRASI ANNE VE BEBEĞİ BİR ARADA TUTULMALI

Dünyadaki bütün sağlık organizasyonları herhangi bir tıbbi neden yoksa doğumdan sonra en kısa sürede bebeklerin anneleri ile buluşmalarını önerir. Bebeklerin rutin olarak her doğumda annelerinden uzaklaştırılarak ayrı bir odada bakımları artık önerilmiyor. Doğumdan sonra anne mümkün olduğunca gündüz ve gece bebeği ile bir arada olmalı, bebeğin ihtiyaçları vakit geçirmeden sağlanmalıdır. Ayrı bir bebek bakım odasında tutulan bebeklerde emzirme problemleri daha fazla görülür.